6 Ağustos 2012 Pazartesi

Öylesine bir yazı...

Boşa harcayacak zamanı olmayan okumasın, bir şey anlatmıyorum, sadece içimi döküyorum.

Telefon pazarlamacılarının tuzağına düşmüşlüğüm vardır. Bir vakitler bir telefon ile pazarlama şirketinden ingilizce eğitim bilgisayarı olarak tanıtılan TimeTop diye bir şey almıştım. Sonra ziyadesiyle baydılar. Ayda iki üç kez arayıp birşeyler çakmaya uğraştılar. En son tıpkıbasım Nutuk'u aldım. Ürün elime geçince de çok sinir oldum. Tamam; kaliteli kağıda basılmış 400 sayfalık 5-6 kiloluk bir kitap. Güzel de bir kutu içinde geldi. Ama ne dizini var ne de indeksi. Kitabın içinde aradığın bir şeyi bulmak için bir kaç kez hatim edip ezberlemiş olmak gerekli.

Maalesef 3 Temmuz sonrası taraftar hareketine katılarak DigiTurk'ümü iptal ettirme şerefine nail olamadım. Çünkü bir kaç ay öncesinde zaten iptal ettirmiştim. Tam da o şike yaptığımız sene içinde şifre çözücü cihaz bozuldu. Bugün yarın derken üç ayı geçirmişim, tamir derdine düşmemişim. Neden böyle yaptım diye düşününce cevabı hemen ortadaydı. Erkek basketbol, bayan voleybol, futbol takımlarının maçlarına koşturmaktan evde maç seyretmeye ne zamanım kalmış ne de enerjim. Aradım iptal ettirdim, ama epey zor oldu, toplam 5 telefon görüşmesi gerekti.

Yabancı kökenli olan, Türkiye'de sadece kredi kartı pazarlayan bir bankadan kredi kartım vardı. Hiç kullanmadığım halde her sene kart işletim ücreti gönderiyorlardı ve ben de paşa paşa ödüyordum. Bir gün "Ben keriz miyim lan" deyip aradım çağrı merkezini ve "Kartımı iptal edin" dedim. Yaklaşık 14 kez iptal isteğimi tekrarladıktan sonra telefondaki kız bana "Bizim için müşteri memnuniyeti önceliktir, siz bizim 10 yıllık müşterimizsiniz" deyince, "Hanımefendi, müşteri memnuniyeti deyip duruyorsunuz, 10 dakikadır 30 defa tekrarladığım isteğimi yerine getirmediniz" dedim. Aldığım cevap "Beyefendi henüz sadece 6 dakikadır konuşuyoruz" oldu. O konuşmanın sonunda kredi kartımı iptak ettirmeye muktedir olduğumda kendimi altın kemer almış bir boksör kadar başarılı hissediyordum. (Hala da aklıma geldikçe hissederim)

Sonra gene bu TimeTop'u aldığım firmadan aradılar. Haftada ikiye kadar çıktıkları oldu. Sonra bir gün koptum... Ve "Aramayın lan beni bir daha, bu numarayı da müşteri portföyünüzden silin" dedim. "Neden böyle söylüyorsunuz" diye sordu telefonun ucundaki, ben de "Çok sık arıyorsunuz, rahatsızlık boyutuna geldiniz" dedim. Bir hafta sonra aynı şirketten birisi aradı ve "Sık aranmaktan neden rahatsız olduğunuzu öğrenebilir miyiz" dedi !

Son bir yıldır artık pazarlama telefonlarına cevap vermiyorum. Direk yüzlerine kapatıyorum.

Bugun sonu 1907 diye biten bir numara aradı. Heyecanla açtım. Dergi aboneliğinizi yenilemek istiyor musunuz diye sordu. "Tabi ki, de neden taraftar kart için aramıyorsunuz lan süresi doldu" diye fırçayı çekip kapattım.

Bir sene daha dergim elime gelecek.

Mutluyum.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.