26 Aralık 2012 Çarşamba

Acı Badem

Bir arkadaşımın aktardığını noktası virgülüne dokunmadan paylaşıyorum :)

- iyi günler mesut bey, acıbadem gm’ den arıyorum
- iyi günler
- daha önce aile olarak acıbadem hastanesini tercih ettiğiniz için sizin için avantajlı geniş kapsamlı check-up programı hakkında bilgi vermek istiyoruz.
- teşekkür ederim düşünmüyorum.
- neyi düşünmüyorsunuz ?
- acıbadem hastanesini
- neden düşünmüyorsunuz efendim?
- geçen sene Fenerbahçe’ ye yaşatılan süreçte patronunuzun tutumları nedeniyle.
- anladım fanatik bir ruha sahipsiniz
- yok öyle demeyelim gerçekleri görebilen bir taraftar diyelim

22 Aralık 2012 Cumartesi

Futbolda Savunma Takım Olarak Yapılır

Yaş 22. Marmaris'te barda garsonluk yapıyorum.

Bizim mekanın olduğu sokakta çalışanlar kendi aralarında kent stadında maç yapıyorlarmış düzenli olarak.

Yan dükkandaki pidecinin sahibi olan kardeşlerden takımın canavar santırforu bacağından sorunlu olduğu için oynayamıyor, benim garson arkadaşa teklif getirdiler. O da iyi futbol oynar. Kabul etti, ben de seyirci olarak gittim maça.

Maç oynanırken bir akadaşla saha kenarında pas yapıyoruz biri birimize. Çok fena falsolu vuruşlarım vardır(!) Bir vurdum top yedek kulübesinde oturan bir abimizin suratında patladı :(

Maçın sonlarına doğru bir sakatlık oldu. Bizim takımdan birinin bacağı çekti. Bana "Sen oynar mısın" dediler. Ben de "Defans oynarım" dedim. (Koşmayı hiç beceremedim çocukluğumdan beri ve sevmem)

Karşı takımda karayağız bir delikanlı vardı... Kaleciden aldığı topla bütün sahayı çalımlarla geçip bizim takıma gol atıyordu. O dakikaya kadar 4 gol atmıştı.

Kalecimiz gayet tecrübeli biriydi. Öncesi tecrübesi 3 gol bir Marlboro panayır kaleciliğine dayanıyordu. "Şu adamı tutabilir misin" dedi, ben de "Bana bırak" dedim.

90. dakika...

Benim engellemem gereken eleman topu kendi ceza sahası önünden aldı. Slalom çalımlarla bana doğru geldi. Ben süper konsantrasyon ile adamın ayağındaki topa dokundum...

Top arkasından gelen arkadaşının önüne düştü, vurdu, gol yedik!

Bizim kaleci "Hani durduracaktın" dedi bana.

"Ben onu kestim, herkese yetişemem ki" dedim.

"Haklısın" dedi.

20 Eylül 2012 Perşembe

Haydi Şimdi de Aykut'a Sallayalım !

Daha maçın ilk dakikasında pozisyon yemişiz, Allah'tan ofsayt imiş. Onu göremeden tribüne girdim.

Ondan sonrasında ben çok iyi bir Fenerbahçe izledim. "Aynı maçı mı seyrettik" diyenler çıkabilir ama bence öyle..

İkinci yarı olmadan "şimdi artık bizim takım geriye yaslanır" demiştim, yanılmışım.. Orada da bir gol attık ..

Sonrasında öngörüler gerçekleşti .. Sen söyle "takım çekildi", ben diyorum : "Bu Aykut'un hatası"

Bir ara "Niye Stoch sol bekte lan" dedim ve bakıp aydım, rakip 10 oyuncu 3. bölgede! Stoch orada olmaz, olmayı da istemez. Bu kendi tercihi olamaz! O orada olunca rakip 10 kişiyle bizim sahada olabilir ancak.

Aykut'un teknik direktörlüğünü ben de beğenmiyorum ama ben hala 7. lige düşene kadar bu takımın başında kalmasını istiyorum.

Bu alemden çıkan tek adam gibi adam o!

MAA "Sizden şampiyonluğu alacağız ve puan sileceğiz" dediğinde "Bizi küme düşürün" diyen adam kimdi? İşte o benim adamım. Şaşmayın... Kulüp yöneticilerine değil ona yaptılar bu teklifi!

Aranızda o teklifi kabul etseydik diyeniniz varsa ..  Sktrin gidin yaaa .. Ya da ben bırakayım bu takımı tutmayı !



4 Eylül 2012 Salı

Hey.. İyi gün dostları, haydi selamatle !

Bir takım taifeye "Zeytinyağı gibi üste çıkmakta üstünüze yok" derdik. Ama meğer makbul olanı oymuş. Meğer bizim taraftarımız kurşunu kendi ayağına sıkmaktan zevk alıyormuş.

Çoğumuz okumuştur, 3 Temmuz senaristleri 2008 yılından beri Aziz Yıldırım ile uğraşıyormuş, 2004 yılından bu yana TS'u şampiyon yapabilmek üzerine yatırım yapıyorlarmış. 2004'te başlattıkları hesapları tutmadı, 2008 tutmadı, 3 Temmuz hesapları tutmadı, ama eminim şu anda hepsinin ağzı kulaklarında.

Meğer 3 Temmuz mevzu'unu ortaya döküp Aykut Kocaman'ın kahramanlık amellerine sebep olmak yerine sadece hiç bir şey yapmadan bekleselermiş zaten yıkılacakmış içerden bu son kale..

Fenerbahçe taraftarı bir stoper, bir orta saha, bir forvet istedi.. Bu yeni bir takım istemek demek, kimler bunun bilincinde ?

Stopere Yabo Dayı geldi, orta sahaya Meireles alındı. Hala birileri "Meireles'in yetenekleri kısıtlı, bizim ihtiyacımızı giderecek adam değil" havasında. Oysa bunu söyleyenlerin çoğu iki gün öncesine kadar Manuel Fernandes'i istiyorlardı.. Meireles'in Portekiz milli takımında yedeği olan adamı ! Şimdi de aynı şahıslardan "Meireles olsun, ama Fernandes'i de alalım" diyen bile var. Liverpool ve Chelsea'de oynamış adamı yadırgayan Mehmet Demirkol türevleri var bu taraftar arasında.

Kuyt'a bu kadar para veriyorsak Emre'yi niye tutmadık diyenler bir zahmet dört işlemi yapıp bu iki oyuncunun kulübe 4 yıllık maliyetini hesaplasın lütfen. Bu yaştaki adama neden bu parayı verdik diyen var ise lütfen s2ndrip gitsin !

Hasan Ali Kaldırım'ı Tarator istediğinde "Sadece Fenerbahçe'de oynarım" diyen çocuğu şimdiden gömdük. Oysa gelen davete cevap verip C10'a gitseydi, "Lanet olsun, biz neden böyle yetenekleri kaçırıyoruz" diyecektik. Şu an ise "Bizim oyuncumuz olamaz" diyoruz.

Selçuk Şahin'i kazara Tarator'a kaptırsak neler konuşulur düşünebiliyor musunuz?

Hey.. İyi gün dostları, haydi selamatle !


15 Ağustos 2012 Çarşamba

Bir Stoper, Bir Ortasaha, Bir Forvet Birgün Markete Gitmiş...

Yargıtayın kararını bekliyorum. Ama bence nafile bekleyiş olacak. Bu sene UEFA sopasının yerini Yargıtay sopası alacak. En kritik zamanlarda "Yargıtay mahkememin verdiği cezayı yetersiz gördü" türünden haberler çıkacak. Ve eğer karar Fenerbahçe ve Başkan aleyhine olacaksa en kritik zamanda açıklanacak. Mesela bu C10 ile puan puana girdiğimiz son 3 haftada olabilir. Ya da Yargıtay kararı biraz daha erken açıklanıp "Tahkim Kurulu yargının kararı üzerine Fenerbahçe dosyasını yeniden ele alacak" söylemiyle gelişebilir olaylar. Ama kesinlikle ve kesinlikle Aziz Yıldırım, Aykut Kocaman ve diğer dik durmayı başaran her kim varsa gitmeden bu mesele kapanmayacak. Misal Ali Koç gitti bile. Ben Murat Özaydınlı'yı da sayarım ama kaç kişi katılır bilmiyorum.

Önümüzdeki bir kaç sene boyunca şampiyonluk falan beklemiyorum ben. Arada bir taraftar ilgisini ayakta tutmak için ikinci olup CL ön elemeye katılmamıza veya UEFA Ligi'ne gitmemize olanak tanıyabilirler . Bu süreyi bilinçli bir şekilde yönetip kulübü elimizde tutabilirsek ne ala. Yoksa Fenerbahçe'yi kaybedeceğiz.

Ama tüm bunları bir kenara bırakalım.

Haydi şimdi Aykut'a giydirelim. Haydi oyuncuların yetersizliğinden bahsedelim. Haydi Başkan neden bu kadar sessiz diyelim. Hatta haddimizi haylice aşıp "Bu yönetimin artık kullübe faydası olmaz, gitsinler yerine yenileri gelsin" diyelim :(







8 Ağustos 2012 Çarşamba

Sev ya da Sevme, ama Sövme!

Vaslui maçı öncesinde ve maç içerisinde Selçuk sürekli eleştirildi.

Sonunda güzel bir skorla kazandık, keyfimiz yerinde. Bu eleştiriler belki unutulacak. İşte tam da bu yüzdendir ki bunu bu gün konuşmamız gerek.

Kim olursa olsun sporcu eleştirilebilir, ben de çok eleştirmişimdir Selçuk'u. Ama yeri geldiğinde hakkını da vermek gerek!

Sevilla deplasmanında ayağındaki topu kaptırıp sonra bir de rakip oyuncuyu formasından çekip sarı kart görmesi, peşisıra serbest vuruştan gol yememiz :/

Evelki sene Ali Samiyen'de çıkacağımız maç öncesi 11 oynayacağı belli olunca röportajda "Taraftar nezdinde pek kredim kalmadığının farkındayım" demesi... Habere bir taraftarın "Üzülme koçum orta sahadan bir tane çakarsın beş yıllık kredi doldurursun" diye yorum yazması... Maçta Selçuk'un 34 metreden çakıp Leo Franco'yu evine göndermesi... Adnan Polat'ın kalecisini şike yapmakla itham etmesi... Hiç birine paha biçilemez. Ne Visa ne Mastercard :)

Hatalarını eleştirelim, ama bu akşam ikinci golde Gökhan Gönül'e attığı topu da tekrar tekrar dikkatlice seyredelim ;)

Sporcumuzu sevemiyorsak hiç değilse sövmeyelim. Şunu bilmek gerek, bu adamların hepsinin yaptığı iş, oturduğu yerden ahkam kesen bizlerden çok daha yüksek yetenekler gerektiriyor ve onlar buna bizden daha fazla sahipler.

Ve bir yere varacaksak bizi bu kardeşlerimiz taşıyacak.

Ama gene de bir Alex değil !






6 Ağustos 2012 Pazartesi

Öylesine bir yazı...

Boşa harcayacak zamanı olmayan okumasın, bir şey anlatmıyorum, sadece içimi döküyorum.

Telefon pazarlamacılarının tuzağına düşmüşlüğüm vardır. Bir vakitler bir telefon ile pazarlama şirketinden ingilizce eğitim bilgisayarı olarak tanıtılan TimeTop diye bir şey almıştım. Sonra ziyadesiyle baydılar. Ayda iki üç kez arayıp birşeyler çakmaya uğraştılar. En son tıpkıbasım Nutuk'u aldım. Ürün elime geçince de çok sinir oldum. Tamam; kaliteli kağıda basılmış 400 sayfalık 5-6 kiloluk bir kitap. Güzel de bir kutu içinde geldi. Ama ne dizini var ne de indeksi. Kitabın içinde aradığın bir şeyi bulmak için bir kaç kez hatim edip ezberlemiş olmak gerekli.

Maalesef 3 Temmuz sonrası taraftar hareketine katılarak DigiTurk'ümü iptal ettirme şerefine nail olamadım. Çünkü bir kaç ay öncesinde zaten iptal ettirmiştim. Tam da o şike yaptığımız sene içinde şifre çözücü cihaz bozuldu. Bugün yarın derken üç ayı geçirmişim, tamir derdine düşmemişim. Neden böyle yaptım diye düşününce cevabı hemen ortadaydı. Erkek basketbol, bayan voleybol, futbol takımlarının maçlarına koşturmaktan evde maç seyretmeye ne zamanım kalmış ne de enerjim. Aradım iptal ettirdim, ama epey zor oldu, toplam 5 telefon görüşmesi gerekti.

Yabancı kökenli olan, Türkiye'de sadece kredi kartı pazarlayan bir bankadan kredi kartım vardı. Hiç kullanmadığım halde her sene kart işletim ücreti gönderiyorlardı ve ben de paşa paşa ödüyordum. Bir gün "Ben keriz miyim lan" deyip aradım çağrı merkezini ve "Kartımı iptal edin" dedim. Yaklaşık 14 kez iptal isteğimi tekrarladıktan sonra telefondaki kız bana "Bizim için müşteri memnuniyeti önceliktir, siz bizim 10 yıllık müşterimizsiniz" deyince, "Hanımefendi, müşteri memnuniyeti deyip duruyorsunuz, 10 dakikadır 30 defa tekrarladığım isteğimi yerine getirmediniz" dedim. Aldığım cevap "Beyefendi henüz sadece 6 dakikadır konuşuyoruz" oldu. O konuşmanın sonunda kredi kartımı iptak ettirmeye muktedir olduğumda kendimi altın kemer almış bir boksör kadar başarılı hissediyordum. (Hala da aklıma geldikçe hissederim)

Sonra gene bu TimeTop'u aldığım firmadan aradılar. Haftada ikiye kadar çıktıkları oldu. Sonra bir gün koptum... Ve "Aramayın lan beni bir daha, bu numarayı da müşteri portföyünüzden silin" dedim. "Neden böyle söylüyorsunuz" diye sordu telefonun ucundaki, ben de "Çok sık arıyorsunuz, rahatsızlık boyutuna geldiniz" dedim. Bir hafta sonra aynı şirketten birisi aradı ve "Sık aranmaktan neden rahatsız olduğunuzu öğrenebilir miyiz" dedi !

Son bir yıldır artık pazarlama telefonlarına cevap vermiyorum. Direk yüzlerine kapatıyorum.

Bugun sonu 1907 diye biten bir numara aradı. Heyecanla açtım. Dergi aboneliğinizi yenilemek istiyor musunuz diye sordu. "Tabi ki, de neden taraftar kart için aramıyorsunuz lan süresi doldu" diye fırçayı çekip kapattım.

Bir sene daha dergim elime gelecek.

Mutluyum.





28 Temmuz 2012 Cumartesi

Başkan'ın Konuşmasını Özlemiştik

Aziz Yıldırım Divan Kurulu toplantısında konuştu ve bizim için yeni olan hiç bir şey söylemedi.

Biz bunları bir yıldır takip etmekte olduğumuz davamız yüzünden zaten biliyorduk. O bunları bu güne kadar gözünü, kulağını kapatanların gözüne kulağına sokmak için söyledi.

Ancak biz taraftarların bir yıldır söyleyip bu konuda yönetimin harekete geçmemesini eleştirdiğimiz bir konu vardı ki Başkan'ın onu dile getirmesi beni mest etti.

Aziz Yıldırım dedi ki... "Biz lekeliysek bu lekeyi tüm lig kulüplerine bulaştırmamız Türk sporu açısından tehlike teşkil eder, öyleyse biz havuzdan çıkalım ki bizim sağladığımız gelirden diğer kulüpler pay almasınlar. şikecilerin lekesi onların hanesine bulaşmasın."

Lig TV yetkilisinin daha önce "Fenerbahçe'nin olmadığı ligin değeri 182M€ dur" dediğini duymuştuk.

Peki ötekiler ne anladı? "Şikeyi Fenerbahçe için yaptım" kısmını aldılar ve öyle yaydılar. Pekala bu adamlar üç cümle önce bu adamın "Ben şike yapmadım, biz şike yapmadık" dediğini duymadılar mı? Tabi ki duydular ama işlerine gelen cümleyi seçtiler aradan. Konuşmanın içeriğinin geniş kitleye ulaşmasını engellemek için bu tarz hareket etmek zorundalar ve kendi çaplarında haklılar.

"Hassiktir... Şimdi sıçtık!" diyecekleri noktada hemen medya uzmanları devreye girdi ve cımbızlanmış sözleri yayarak olası bir infiali önleme çabasına giriştiler. Zira kendi camiaları "Tamam öyleyse çekilsinler lan" derse başlarına geleceği biliyorlar. Bu şekilde kazandıkları zamanda Fenerbahçe'yi baskı altına alarak havuzu bozmasını engellemeyi umacaklar.

Ama "bence" cin artık şişeden çıktı, ve hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.

Eğer Fenerbahçe kararlı durup sözünü yerine getirirse Türkiye'de iki takım kalır. Öz kaynakları ile ayakta duran Fenerbahçe ve örtülü ödenek desteğiyle ayakta tutulan Trabzonspor.

Türkiye'ye hayırlı uğurlu olsun !